29 Ekim 2015 Perşembe

ÇOCUK

 

    Umutlarınıda dağıtma çar çur ederler onlar ceplerinde kara bulutlarla gezerler çocuk.


   Nerede kaldın be çocuk... Akşam ezanı da okundu gelmedin. Bu kaçıncı gelmeyişin çocuk. Çok uzaklaşmış olamazsın bence ama genede dar yollarda kaybolmuş olabilirsin çocuk. Sen pek etrafı gözlemezsin sevmezsin herkese inanırsın saflık var biraz tabi çocuksun ya insanlar çok değişti be cabuk kandırırlar seni çocuk. Merhametlisindir sen ama o merhametide katlederler çocuk acımazlar. Umutlarınıda dağıtma çar çur ederler onlar ceplerinde kara bulutlarla gezerler çocuk. Ah ulan azarı isitecen bi gelsen yanıma saglam bi azar duyacan benden de kıyamam ki sana ben dilim gitmez seni fırçalamaya şu sendeki neşe varya çocuk ağlarken güldürürsün insanı ah çocuk ah bak bir akşam ezanı daha okunuyor hadi gel artık karanlığa kalma...

22 Ekim 2015 Perşembe

SEN




Sen aynada gördüğümsün
Sen mutsuz anımın mutluluğusun
Sen görmezden geldiğim yanımsın
sen yelkovanım akrebimsin
Sen bir isimsin
Sen her şeyimsin
Sen boğazıma düğümlenen iki lokmamsın
Sen icimde ayaklanan azınlıksın
Sen kahkaham da ki göz yaşımsın
Sen verilmiş sözler, yeminlersin
Sen akıp giden yağmursun
Sen burnumun ucuna konan kar tanesisin
Sen dört mevsimimsin
Sen içim de ki yaramazsın
Sen karmaşıklığımsın
Sen SENSİZLİĞİMSİN...

25 Eylül 2015 Cuma

Matematik mi bilemedim?



   Hep sıfırla çarpılıyoruz aradığımız lanet bir sadece bir ama hep sıfırları buluyoruz bu bilmem kaç bilinmeyenli hayatta   

   Bazen öyle bir geliyorsun ki aklıma şairin dediği gibi şunu demeden edemiyorum ''hay aklıma gelişini seveyim'' şimdi anlıyorum ben seni öylesine sevdim bir nedenim yoktu, amacımda yoktu, tek isteğim mutlu olmaktı aslında ben sensizde mutluydum kurduğum saçma yalnızlık imparatorluğunda gene imkansızlıklar kalesine kitlemiştim kendimi tek fark sevmekten vazgeçmiştim neden bilmiyorum vazgeçemiyorum yada vazgeçtim haberim yok bu saçma düzenin bir parçası olmaktan da sıkılmadım değil hani neden böyle diyorum biliyormusun  çünkü '' YALNIZLIK ÖMÜR BOYU '' evet hep yalnızdık en başından beri gözümüzü açtığımız andan beri yalnızız ama kabullenmekten korktuk ve halan daha korkuyoruz sen ondan ayrıldığında da yalnızdın ben sadece yalnızlığına bir yalnızlık ekledim ve biz ayrıldık gene yalnız kaldık işin özeti kendimiz hep sıfırla çarpıyoruz en başından beri değerimiz ne olursa olsun yada ne kadar değer verirsek, değer alırsak hep sıfırız çünkü hep sıfırla çarpılıyoruz aradığımız lanet bir sadece bir ama hep sıfırları buluyoruz bu bilmem kaç bilinmeyenli hayatta karşımıza X ler, Y ler çıkıyor değer veriyoruz iyi güzel hoş ama meğersem onlar kocaman bir sıfırmış göremiyoruz yada görmek istemiyoruz hayatın basit bir matematik olduğunu savunanlar var ama matematik sandığımızdan daha karmaşık sadece anlamaya çözmeye çalışmayın yaşayın geç bir şekilde öğrenseniz de boşverin yaşayın sadece yaşayın...

29 Temmuz 2015 Çarşamba

HEP SONRADAN

    Hep sonradan gelir aklım başıma..

 Bir güneş daha batar yalnızlığına baka kalırsın yapacak hiç bir şeyin yoktur yorulmuşsundur ve artık boş vermişsindir. Ne kadar boş vermekten nefret etsende zaman senide kandırmıştır göz yaşlarında boğulmamaktan bıkmışsındır ve bir anason kokusudur seni cağıran hayatın en boktan zamanındasındır gidemezsin gidecek takatin kalmamıştır yetişemezsin hiç bir şeye hatta anı bile yakalayamazsın hiç kimseler sarmıştır etrafını ellerini kaldırır teslim olursun içindeki en boktan yalnızlığa sahte gülümsemelerin aradında gerçekten gülümsemek için bir neden ararsın bulamazsın çünkü en iyi neden 5 dakika önce gitmiştir bu yüzden sadece beklersin ve sabır sadece senin en yakın arkadaşındır kabullenirsin bir tek sarki dinlersin "hep sonradan gelir aklım başıma" ...

30 Haziran 2015 Salı

???

Ben sana her gün tok karına bir doz mutluluk verdim sen bana bir doz umut verdin

   Bir şiir hali sardı ruhumu, bütün nöronlarım da sen çarpışıyorsun bu gece istemsizce en başa dönüyorum her şeyin başına sana bahane ile selam verdiğim güne itiraf etmeliyim ki belkide bilmiyorsun ilk başta sana bir şey hissettiğim için atmadım lafımı daha çok üzüldüğünü hissettiğim için attım ve aramızda bir anda hasta doktor ilişkisi başladı benim açımdan ben sana her gün tok karına bir doz mutluluk verdim sen bana bir doz umut verdin. Geceleri bir tebessümün için sana masallar yazdım aklıma ilk gelen şarkıları paylaştım ve '' yüzünü dökme küçük kız yaşamın anlamanı bul '' dedim sana hep bir süre sonra baktım ki hasta tedaviye cevap veriyor mutlu oluyor doktorda umutla doluyordu nasıl olduysa sesini duydum ve zamanla daha çok duymaya başladım sonra Hipokrat' a ayıp ettik yeminimizi bozduk ve hasta doktor ilişkisi bam başka bir hal aldı. Çok geçmeden ben sen olmuştum umutla sevgi birleşince bende yan etki yapıyor çok sevdiriyor karşındakini ve ben çok sevdim.

   Tam bu anda sarsıyorum ve soruyorum kendime niye çok sevdim? yada keşke doktorculuk oynamaya devam etseydim tek başıma onun bile haberi yokken iki tarafta mutlu ve umutluydu ne gerek vardı sevmeye, çok sevmeye, bağlanmaya ne gerek vardı? Oysaki yalnızlığa bağışıklık kapmışken ruhum atarsan kendini sevgiye şimdi her gece bir doz yalnızlık alırsın ama bu her seferinden farklı ruhum yalnızlıktan o kadar arınmıştı ki tekrar onunla kaplamak bedeni zor hatta yıllar sonra tekrardan yazmak bile zor ama özlemişim kalemin çıkardığı sesi...

                                                          Acaba yalnızlıkta beni mi özledi

29 Haziran 2015 Pazartesi

YAZMAK




Yazmak mı? yazmamak mı?

   Yazmak sen ne güzel bir eylemsin. İnsan yazdıkça hafifler mi? İnsan yazdıkça özgürlüğe ulaşıyor sanki yazdıkça bazen bir kartal oluyorum bulut tavanda dolaşıyorum rüzgarı, hızı, korkusuzluğu, cesareti, sonsuzluğu hissediyorum. Bazen serçe oluyorum minik kırılgan, korkulu çalıların ardına saklanan ama özgürlüğünden vazgeçmeyen teyzelerin cam kenarına koydukları ekmemk kırıntılarıyla beslenen bir serçe oluyorum. Bazense sadece denizleri seven pelikan oluyorum; pelikan denizi seviyor çünkü denizde ayrı bir özgürlük biçimidir ve ikisi de mavidir mavi özgürlüktür belkide erkeklere bu yüzden maviyi yakıştırırlar hep erkek adam hem özgür adamdır hemde kısıtlı bu kaderemiz de vardır ve içimizden hangimiz ben özgürüm diyorsa yalan söylüyordur..

   İnsanlar hayatta hiç bir zaman tam özgür değildirler hep bağlandıkları bir şey vardır. İşte ben bu yüzden yazdıkça özgürleşiyorum vazgeçiyorum her şeyden. Yazmak ''-mak'' ekinin en güzel yakıştığı kelimedir. Yaz kelimesi güzel, sıcak, samimi, bir kaç günlüğüne bile olsa bir yerlere bir yerlere gidip yabancılaşa bildiğin, güzel anıları hapsetmene yarayan zamandır. Yaz kelimesi her anlamıyla güzeldir işte...

                İnanmazsan bir kağıt kalem al ve sende yaz hafiflediğini hisset sadece yaz...

15 Haziran 2015 Pazartesi

YENIDEN

  Big fish güzel film diyesim, yeniden taksimde buluşup cihangirde gezesim ordan hayatımın en uzun en mutlu şehir içi otobüs yolculuğunu yaşayadım var ama yapamam yapamayız hatta bir merhaba demeye bile takatimiz yok yada takatim yok kan kaybım yüksek farkındayım saçmalıyorum ve beynim oyunlar oynuyor bana ara ara seni getiriyor sesini kokunu filan o anlar bitmesin istiyorum ama her şey bir flash süresinde gerçekleşiyor bende yatıyorum yatağın sağ tarafına ortapedik yastıkta huzur buluyorum hayallere devam ediyorum ayak seslerini fıtı fıtı yürüyüşlerini hissediyorum gülümsüyorum hani seni gülümseten gri fil aklıma geliyor farkına varmadan dalıyorum uykuya sol tarafta uyanıyorum ilk sağ tarafıma bakıyorum belki kabustur diyorum ama değil gerçeği kabulleniyorum kulağımdaki şarkı " herkes gider mi? " diyor kalbim cevaplıyor gider...

13 Mayıs 2015 Çarşamba

BOŞ VERMEK

 
   
  Vazgeçmeyin, ertelemeyin, boş vermeyin


  Her şey sakinleştiğinde yalnız kalırsın gecede olduğu gibi karanlık çöker sadece sokak lambaları aydınlatır aydınlatmak istedikleri yerleri. Gecedeyken şehir susar sen susarsın sadece arada ambulansların acı çığlıklarını duyarsın sadece dua edersin yapacak hiç bir şeyin yoktur. Bir an boş verirsin..
  Boş vermek bir eylemmidir yada boş vermek bir eylemsizlikmidir insan neden boş verir ki düşüncelerini, hayallerini, duygularını, yaşamını her şeyi boş vererek biri için yaşar mı insan? Duygular, düşünceler, kararlar, yaşamın depozitolu bir şişemidir ki boş verelim hep.. Bu bahsettiklerimin hepsinin içi dopdoludur boş vermeyin cesaret doldurmaktadır dolu kalmaktır düşünmeden hayal etmeden dolduramazsınız düşünün hayal edin bırakın düşünceleriniz yakıtı bitinceye kadar kullanacağınız çalıntı bir araba olsun
                         
                                    - peki yakıt bitince ne olacak?
                                    - başka bir tane çalacağız...
                                               
                                                    Vazgeçmeyin, ertelemeyin, boş vermeyin

  Sahi hep bana mı denk gelir yakıtı bitik arabalar...

12 Mayıs 2015 Salı

BOŞLUK



Boşluk zamanın sana yarattığı en büyük yanılgıdır... 

    Zaman kişileri oyunlarla olaylarla çok güzel kandırabilen usta bir oyuncudur ve en şöhretlisidir ama bilmez kimse bunun farkına varanlar da o kadar azdır ki farkında olanlarda zaten zamandan beklentisi kalmayan kişilerdir. Hayatındaki boşluk var ya işte o boşluk zamanın sana yarattığı en büyük yanılgıdır sen kendini boşlukta hissediyorsun ya zamandan mutlusu yok ve sana hep şunu nasihatliyor usulca '' zaman her şeyin ilacıdır '' peki ya zaman hastalığın ta kendisiyse sen bunları sormazsın şimdi kendine çünkü daha farkında değilsindir yaşadığın boşluğun aslında dopdolu olduğunu anılarla, gülmelerle, ağlamalarla, sevmelerle, sevmemelerle görmezsin hissetmezsin bunları zaman kandırmıştır seni sen mutlusundur zaman seni kandırmaya devam ettiğini sandığı bir anda zamandan beklentin olmadığını anlayacaksın fark edeceksin hiç bir şeyle dolduramayacağın o boşluğu artık senin için pişmanlık vaktidir bir top patlar uzaktan duyarsın pişmanlığını bozma vaktin gelmiştir işte tam o sırada terk eder seni zaman  hiç bir şeyin çaresi yoktur artık sende kaybedensindir çünkü kaybedecek bir şeyin kalmamıştır...

yillar onceki taslak...


    Oturma odasında oturulmayan sandalye gibiyim şimdi. Zamana asılı duran bir düşünce, hayal gibiyim hatta düşünceye hayale asılı kalan bir zaman gibi çaresizim çığlıkların içinde suskun suskunluğun içinde çığlığım yaşanmamışlığın içinde bir hiç hiçliğin içinde bir çok yaşanmışlık diğer bir odadan beklemeden gelen bir ses gibi geldin yaşanmışlığıma beklenmedende gittin hayat acımasız hayat acı tıpkı antep ezme gibi tattıkça tadasın gelir ama acıdır acıtır...

hayalsiz...



Hayalsiz kaldım bu gece..

   Ilk defa hayalsiz kaldım hep bir hayalim vardır benim hep iyiyi hayal ederim kötü hayallerimde oldu olmadı değil ama bu gece hayalsiz kaldım sanki gökyüzü bir anda hızlıca aşağıya düşmüştü ve burun burunaydım çok karanlıktı bom boş bir karanlık unutamayacağım kadar boş zaman bunu neden yapıyordu ki bize ve neden sağır eden sessiz çığlıklar sardı her yerimi bir kargaşa var adeta beynimde devrik bir lider miting veriyor resmen şu an ve dinlenmiyor inanmıyor kimse sahi ben neden hayalsiz kaldım bu gece...