Ben sana her gün tok karına bir doz mutluluk verdim sen bana bir doz umut verdin
Bir şiir hali sardı ruhumu, bütün nöronlarım da sen çarpışıyorsun bu gece istemsizce en başa dönüyorum her şeyin başına sana bahane ile selam verdiğim güne itiraf etmeliyim ki belkide bilmiyorsun ilk başta sana bir şey hissettiğim için atmadım lafımı daha çok üzüldüğünü hissettiğim için attım ve aramızda bir anda hasta doktor ilişkisi başladı benim açımdan ben sana her gün tok karına bir doz mutluluk verdim sen bana bir doz umut verdin. Geceleri bir tebessümün için sana masallar yazdım aklıma ilk gelen şarkıları paylaştım ve '' yüzünü dökme küçük kız yaşamın anlamanı bul '' dedim sana hep bir süre sonra baktım ki hasta tedaviye cevap veriyor mutlu oluyor doktorda umutla doluyordu nasıl olduysa sesini duydum ve zamanla daha çok duymaya başladım sonra Hipokrat' a ayıp ettik yeminimizi bozduk ve hasta doktor ilişkisi bam başka bir hal aldı. Çok geçmeden ben sen olmuştum umutla sevgi birleşince bende yan etki yapıyor çok sevdiriyor karşındakini ve ben çok sevdim.
Tam bu anda sarsıyorum ve soruyorum kendime niye çok sevdim? yada keşke doktorculuk oynamaya devam etseydim tek başıma onun bile haberi yokken iki tarafta mutlu ve umutluydu ne gerek vardı sevmeye, çok sevmeye, bağlanmaya ne gerek vardı? Oysaki yalnızlığa bağışıklık kapmışken ruhum atarsan kendini sevgiye şimdi her gece bir doz yalnızlık alırsın ama bu her seferinden farklı ruhum yalnızlıktan o kadar arınmıştı ki tekrar onunla kaplamak bedeni zor hatta yıllar sonra tekrardan yazmak bile zor ama özlemişim kalemin çıkardığı sesi...
Acaba yalnızlıkta beni mi özledi
30 Haziran 2015 Salı
29 Haziran 2015 Pazartesi
YAZMAK
Yazmak mı? yazmamak mı?
Yazmak sen ne güzel bir eylemsin. İnsan yazdıkça hafifler mi? İnsan yazdıkça özgürlüğe ulaşıyor sanki yazdıkça bazen bir kartal oluyorum bulut tavanda dolaşıyorum rüzgarı, hızı, korkusuzluğu, cesareti, sonsuzluğu hissediyorum. Bazen serçe oluyorum minik kırılgan, korkulu çalıların ardına saklanan ama özgürlüğünden vazgeçmeyen teyzelerin cam kenarına koydukları ekmemk kırıntılarıyla beslenen bir serçe oluyorum. Bazense sadece denizleri seven pelikan oluyorum; pelikan denizi seviyor çünkü denizde ayrı bir özgürlük biçimidir ve ikisi de mavidir mavi özgürlüktür belkide erkeklere bu yüzden maviyi yakıştırırlar hep erkek adam hem özgür adamdır hemde kısıtlı bu kaderemiz de vardır ve içimizden hangimiz ben özgürüm diyorsa yalan söylüyordur..
İnsanlar hayatta hiç bir zaman tam özgür değildirler hep bağlandıkları bir şey vardır. İşte ben bu yüzden yazdıkça özgürleşiyorum vazgeçiyorum her şeyden. Yazmak ''-mak'' ekinin en güzel yakıştığı kelimedir. Yaz kelimesi güzel, sıcak, samimi, bir kaç günlüğüne bile olsa bir yerlere bir yerlere gidip yabancılaşa bildiğin, güzel anıları hapsetmene yarayan zamandır. Yaz kelimesi her anlamıyla güzeldir işte...
İnanmazsan bir kağıt kalem al ve sende yaz hafiflediğini hisset sadece yaz...
15 Haziran 2015 Pazartesi
YENIDEN
Big fish güzel film diyesim, yeniden taksimde buluşup cihangirde gezesim ordan hayatımın en uzun en mutlu şehir içi otobüs yolculuğunu yaşayadım var ama yapamam yapamayız hatta bir merhaba demeye bile takatimiz yok yada takatim yok kan kaybım yüksek farkındayım saçmalıyorum ve beynim oyunlar oynuyor bana ara ara seni getiriyor sesini kokunu filan o anlar bitmesin istiyorum ama her şey bir flash süresinde gerçekleşiyor bende yatıyorum yatağın sağ tarafına ortapedik yastıkta huzur buluyorum hayallere devam ediyorum ayak seslerini fıtı fıtı yürüyüşlerini hissediyorum gülümsüyorum hani seni gülümseten gri fil aklıma geliyor farkına varmadan dalıyorum uykuya sol tarafta uyanıyorum ilk sağ tarafıma bakıyorum belki kabustur diyorum ama değil gerçeği kabulleniyorum kulağımdaki şarkı " herkes gider mi? " diyor kalbim cevaplıyor gider...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
