13 Mayıs 2015 Çarşamba

BOŞ VERMEK

 
   
  Vazgeçmeyin, ertelemeyin, boş vermeyin


  Her şey sakinleştiğinde yalnız kalırsın gecede olduğu gibi karanlık çöker sadece sokak lambaları aydınlatır aydınlatmak istedikleri yerleri. Gecedeyken şehir susar sen susarsın sadece arada ambulansların acı çığlıklarını duyarsın sadece dua edersin yapacak hiç bir şeyin yoktur. Bir an boş verirsin..
  Boş vermek bir eylemmidir yada boş vermek bir eylemsizlikmidir insan neden boş verir ki düşüncelerini, hayallerini, duygularını, yaşamını her şeyi boş vererek biri için yaşar mı insan? Duygular, düşünceler, kararlar, yaşamın depozitolu bir şişemidir ki boş verelim hep.. Bu bahsettiklerimin hepsinin içi dopdoludur boş vermeyin cesaret doldurmaktadır dolu kalmaktır düşünmeden hayal etmeden dolduramazsınız düşünün hayal edin bırakın düşünceleriniz yakıtı bitinceye kadar kullanacağınız çalıntı bir araba olsun
                         
                                    - peki yakıt bitince ne olacak?
                                    - başka bir tane çalacağız...
                                               
                                                    Vazgeçmeyin, ertelemeyin, boş vermeyin

  Sahi hep bana mı denk gelir yakıtı bitik arabalar...

12 Mayıs 2015 Salı

BOŞLUK



Boşluk zamanın sana yarattığı en büyük yanılgıdır... 

    Zaman kişileri oyunlarla olaylarla çok güzel kandırabilen usta bir oyuncudur ve en şöhretlisidir ama bilmez kimse bunun farkına varanlar da o kadar azdır ki farkında olanlarda zaten zamandan beklentisi kalmayan kişilerdir. Hayatındaki boşluk var ya işte o boşluk zamanın sana yarattığı en büyük yanılgıdır sen kendini boşlukta hissediyorsun ya zamandan mutlusu yok ve sana hep şunu nasihatliyor usulca '' zaman her şeyin ilacıdır '' peki ya zaman hastalığın ta kendisiyse sen bunları sormazsın şimdi kendine çünkü daha farkında değilsindir yaşadığın boşluğun aslında dopdolu olduğunu anılarla, gülmelerle, ağlamalarla, sevmelerle, sevmemelerle görmezsin hissetmezsin bunları zaman kandırmıştır seni sen mutlusundur zaman seni kandırmaya devam ettiğini sandığı bir anda zamandan beklentin olmadığını anlayacaksın fark edeceksin hiç bir şeyle dolduramayacağın o boşluğu artık senin için pişmanlık vaktidir bir top patlar uzaktan duyarsın pişmanlığını bozma vaktin gelmiştir işte tam o sırada terk eder seni zaman  hiç bir şeyin çaresi yoktur artık sende kaybedensindir çünkü kaybedecek bir şeyin kalmamıştır...

yillar onceki taslak...


    Oturma odasında oturulmayan sandalye gibiyim şimdi. Zamana asılı duran bir düşünce, hayal gibiyim hatta düşünceye hayale asılı kalan bir zaman gibi çaresizim çığlıkların içinde suskun suskunluğun içinde çığlığım yaşanmamışlığın içinde bir hiç hiçliğin içinde bir çok yaşanmışlık diğer bir odadan beklemeden gelen bir ses gibi geldin yaşanmışlığıma beklenmedende gittin hayat acımasız hayat acı tıpkı antep ezme gibi tattıkça tadasın gelir ama acıdır acıtır...

hayalsiz...



Hayalsiz kaldım bu gece..

   Ilk defa hayalsiz kaldım hep bir hayalim vardır benim hep iyiyi hayal ederim kötü hayallerimde oldu olmadı değil ama bu gece hayalsiz kaldım sanki gökyüzü bir anda hızlıca aşağıya düşmüştü ve burun burunaydım çok karanlıktı bom boş bir karanlık unutamayacağım kadar boş zaman bunu neden yapıyordu ki bize ve neden sağır eden sessiz çığlıklar sardı her yerimi bir kargaşa var adeta beynimde devrik bir lider miting veriyor resmen şu an ve dinlenmiyor inanmıyor kimse sahi ben neden hayalsiz kaldım bu gece...